Güno!
Bir güne daha beraber başlıyoruz 🧿Bir17’nin sevgili okuyucuları, bugün nasılsınız? Bugünkü hap bilgimiz sayesinde 80’lere gideceğiz! Konum 1984 Sovyetler Birliği. Hazırsanız zaman makinesini çalıştırıyoruz. Sadece sizin için ve tabii ki sadece size özel…🫵🏻
1984 yılında, Sovyetler Birliği'nde yaşayan genç bir araştırmacı, Alexey Pajitnov Moskova'da bir bilim akademisinde çalışıyordu. Bir sabah uyandığında hayatından sıkıldığını fark etti. Matematiğe dair yeteneklerini kullanarak bir bilgisayar oyunu prototipi geliştirdi. Böylece adı “Electronika 60" olan bir bilgisayarda 6 Haziran 1984 yılında gelecekte oynanma rekorları kıracak bir oyun doğmuş oldu.
Pajitnov, verdiği bir röportajda, "İlk prototip ortaya çıktığında herkes çok meraklanmıştı ve oyunu denemek istemişti. Herkes oyunu denedi ve ben de dahil olmak üzere herkes oyunu çok sevdi.” diyerek duygularını ifade etti.
Herkesin çok sevdiği bu oyun prototipi sizce hangi oyunun o zamanki hali sevgili okuyucular?
Evet…Tetris.
Tetris, basit bir konseptle başlayıp dünya çapında büyük bir etki yaratan klasik bir video oyunudur. Oyuncuların, farklı şekillerdeki blokları (tetromino) yatay bir kutuya düşürüp, boşluk bırakmadan yerleştirmesi gereken bu oyun, zeka ve strateji gerektirir. Şiddet veya yıkım değil, inşa ve yaratma üzerine kurulu olan Tetris, oyunculara hem eğlenceli hem de tatmin edici bir deneyim sunar.
O dönemde Sovyetler Birliği'nde kişisel bilgisayarlar neredeyse hiç yoktu. Ancak bu durum, Tetris'in yayılmasına engel olmadı. Bir bilgisayardan diğerine kopyalanarak, ülke çapında çok az sayıdaki bilgisayar kullanıcısı arasında hızla yayıldı.
Bir İngiliz yazılım üreticisi, Tetris'e Macaristan'da rastladı ve Rus hükümetiyle dağıtım hakları için anlaşmaya çalıştı. Bu durumun üzerinden çok geçmeden, insanlar Tetris'i evlerinde oynamaya başladı. 1980'lerin sonlarına doğru, oyun konsolları, özellikle Nintendo Gameboy, ortaya çıktı.
1989'da ABD'li yazılım üreticisi Henk Rogers, Tetris'in daha büyük bir piyasa potansiyeli olduğunu fark etti. Japon bir şirket için çalışan Rogers, Tetris'i büyük bilgisayarlardan elde tutulabilir cihazlara transfer etmeye karar verdi. Ancak bunu yapabilmek için yaratıcısından dağıtım haklarını alması gerekiyordu.
Henk Rogers, Tetris'in mucidi Alexey Pajitnov'u bulmak için Moskova'ya gitti. Bu dönem, Sovyetler Birliği ve Batı arasındaki ilişkilerin ısınmaya başladığı günlerdi. Rogers, Elektronorgtechnica'nın (Elorg) bürosunu arıyordu. Elorg, Sovyetler Birliği'nde yazılım ve donanım ithalat ve ihracatı yapan bir kurumdu. Rogers, Pajitnov ile birlikte Tetris'in haklarını satın almak için bir hafta süren müzakerelerin ardından bir sözleşme imzaladı.
Bu anlaşma, Sovyet programcıya daha önce görülmemiş bir şekilde Tetris'in ülke dışındaki satışlarından kişisel pay almasını garanti ediyordu. Pajitnov, daha önce iş insanlarıyla tanıştığını ama onlardan hoşlanmadığını belirtmişti. Ancak Rogers'ın oyunun özünü ve oyunculuğun temelini gerçekten anladığını gördüğünde ikna oldu.
Bugün Tetris’in, oyun tarihinde çok önemli bir yeri var. Belki de bir milyar kullanıcı, yaşamları boyunca en az bir kez, düşen renkli şekilleri düzgün bir hatta birleştirmeye çalıştı. Pajitnov, Rogers ile birlikte bir şirket kurdu. Şu anda işinden sıkılan ve matematiğe ilgisi sayesinde Tetris’i bulan Pajitnov, bilgisayar oyunları dünyasının en varlıklı ve ünlü isimlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Tetris, sadece bir video oyunu olmaktan öteye geçti ve kültürel bir fenomen haline geldi. Çeşitli platformlarda oynanabilirliği, farklı versiyonları ve yeniden yapımlarıyla Tetris, birçok nesil boyunca popülerliğini korudu. Oyunun basit ama bağımlılık yaratan yapısı, onu zamanın ötesine taşıdı ve bugün hala milyonlarca insan tarafından sevilerek oynanıyor.
Tetris'in hikayesi, sadece bir oyunun nasıl dünya çapında bir fenomen haline geldiğini değil, aynı zamanda insan yaratıcılığının ve azminin de bir örneğini sunuyor. Alexey Pajitnov'un küçük bir bilim akademisi bilgisayar merkezinde başlayan hayali, bugün milyonlarca insanın hayatında önemli bir yer tutuyor.
Galiba her şeyden önce yeteneklerimizi keşfetmeli ve onları geliştirmek konusunda azimli olmalıyız. Yapmayı sevdiğimiz işleri yapmalı ve o sözde de söylendiği gibi oldum demenin aslında öldüm demek olduğunu kavramalıyız.
Çok güzel bir gün geçirmeniz dileğimizle,
Bir17 Ekibi🧿